11 Aralık 2010 Cumartesi
1 Aralık 2010 Çarşamba
27 Ağustos 2010 Cuma
8 Ağustos 2010 Pazar
3 Ağustos 2010 Salı
21 Aralık 2009 Pazartesi
Morrissey Kitapla Geliyor

Morrissey yakında çıkacak otobiyografisinden bir bölümü yayımladı.
Sanatçının "The Bleak Moor Lies" başlıklı bir bölümü yayımlanan kitabının adı ise "The Dark Monarch: Magic & Modernity in British Art". Kitap Tate St. Ives tarafından baslıyor.
Aslına kitap bir otobiyografiden çok, Morrissey'in özyaşam öyküsünden esinlenilen bir kurmaca kimliğinde.
Kitap, Saddleworth Moor'a doğru hareket eden bir grup arkadaşın bir hayaletle karşılaşmasını anlatıyor.
5 Eylül 2009 Cumartesi
Çizgide Yürüyen Olmak

Türkiye'de sesi pek çıkmaz, ama dünyada grafik romancılık ("çizgiroman" kelimesini kullanmaya utananlar için terimin bariton gırtlakla yeniden icra edilmiş hali) uzun süredir biyografik hikayelere büyük ilgi göstermekte. Kasım ayında yayınlanacak olan yeni bir biyografik çalışma bizim de ilgimizi çekti. Johnny Cash: I See a Darkness, ünlü yıldızın içine kapanık hayatından dramatik kesitler sunacak olan iddialı bir kitaba benziyor.

Reinhard Kleist'in kitabı hakkında çok bilgiye sahip değiliz; ancak Cash'in müzikteki ilk yıllarına yıllarına, Elvis'le çalıştığı döneme, ardından da 90'larda sahnelerde tekrar kendini hissettirişine Klesit'in siyah beyaz tonları eşliğinde tanık olacağımızı kitap hakkında çeşitli kaynaklarda yapılan yorumlardan öğrenmiş bulunuyoruz.
Johnny Cash: I See a Darkness, melankolik ve "karanlık" duruşuyla Kasım'da Amerika'da satışa sunulacak, Avrupa'da ise kitap şimdiden pek çok ödüle aday gösterilmiş durumda. Türkiye'ye gelişi ise... Eh, başarısız bir Macbeth uyarlaması (Diğer kitapları Dava'yı okumadım) ile "ciddi" çizgiromancılığa adım atan NTV, belki bu sefer daha iyi bir potansiyeli değerlendirmeyi göze alır...
Not: I See a Darkness, potansiyeli konusunda ümitlendirici bir çalışma, ancak bir ilk değil. Aşağıda 1976'da basılan Hello,I'm Johnny Cash isimli çizgiromanın kapağını göreceksiniz. Otuz senenin neler getirip neler götürdüğünü ayırmak size kalmış...

27 Ağustos 2009 Perşembe
Şemsiyeli Sıradışı Çocuklar

My Chemical Romance'in kurucusu Gerard Way, son birkaç senedir apayrı bir alanda daha varlığını hissettiriyor. Müzisyenliğin yanında profesyonel olarak çizgiroman senaristliği yapan Way'in taze serisi The Umbrella Academy, kısa zamanda kült mertebesine ulaşmış durumda.
Daha bebekken milyoner Hargreeves tarafından evlat edinilip süperkahraman olma yolunda eğitilen Umbrella Academy üyeleri, yirmi yılın yarattığı bir yol ayrılığından sonra üveybabalarının ölümü üzerine tekrar bir araya gelirler. Çoktan kendi hayatlarını kurmuş grup üyeleri, bu toplanmanın ardından hem dünyayı yoketmek isteyen kötü güçlerle hem de kendi aralarındaki yirmi yılın silemediği gerginliklerle amansız bir savaşa girmek zorunda kalacaklardır.Doom Patrol başta olmak üzere pek çok süperkahraman takımından etkilenen The Umbrella Academy, kendine has mizahı ile benzerlerinden ayrılıyor. Şemsiye çocuklarının karşısına düşman olarak kimi zaman acımasız bir klasik müzik orkestrası kimi zamansa gözü dönmüş bir Eyfel Kulesi(!) çıkıveriyor. Sözkonusu olansa cıvıklaşmış bir mizah değil kesinlikle, tamamen yaptığının bilincinde ve kontrolünde bir sıradışılıkla evrenini kurguluyor Gerard Way. Etkilenmeler ve bazı tekrarlar çok belirgin; ancak özgünlük de en az bu kadar ışıltılı.
Serinin şu ana kadar Apocalypse Suite ve Dallas olmak üzere altışar sayılık iki hikayesi tamamlandı, üçüncü hikaye ise devam etmekte. 2008 yılında Apocalypse Suite hikayesi ile seri, Amerikan çizgi dünyasının en önemli ödülü Eisner'ı "Limited Series" dalında kazanarak kısa zamanda yapabileceği her şeyi tamamlamış oldu. 2012'de ise bir film adaptasyonu söz konusu. Umbrella çocukları hızla ilerlemeyi sürdürüyorlar, bakalım raflarda kitapları, olası filmlerinin dvd'sinden önce yerini alabilecek mi ülkemizde?

17 Ağustos 2009 Pazartesi
Bunny Munro'nun Ölümü

"Franz Kafka, Benny Hill ve Cormac McCarthy, Brighton sahilinde bir araya gelselerdi Bunny Munro'yu yazarlardı herhalde. Nick Cave'in kendine özgü dehşetini ve insanlığını yansıtan, okunması gereken bir roman Bunny Munro."
8 Ağustos 2009 Cumartesi
Nick Cave'in Enerjisi Neredendir?
Bir süredir dinlemeyi bıraktığım Nick Cave'i yeniden hatırlamam ve sesine hasret duymam, ruh sağlığım açısından biraz sakat. Tecrübelerim, beni iyi günlerin beklemediğini söylüyor. Neyse, bu hal beni kendisi neler yapıyormuş bir bakayım diye bir meraka bürüdü. Araştırdım ve gördüm ki bir sürü şey yapıyormuş.
Geçen senenin albümü Dig, Lazarus, Dig!!! için hala turnede olan Nick Cave, bu sırada yeni kitabı The Death of Bunny Munro'yu bitirdi. Kitap, Eylül ayında çıkıyor. Bunun yanında dur duraksız bir şekilde 14 kısa filmden oluşan Do You Love Me Like I Love You isimli the Bad Seeds katalogunun tanıtımlarına devam ediyor. Nick Cave'in aynı anda yaptığı işler bu kadar mı sandınız? Bitmedi! Bir de yeni albüm haberi var. The Bad Seeds, Grinderman ve the Dirty Three projeleriyle ayrılmaz ikili moduna geçen Nick Cave ve Wallen Ellis, kaydettikleri film müziklerinden oluşacak 2 cd'lik albümü 21 Eylül'de yayınlayacak. Albüm, The Proposition, The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford ve henüz yayımlanmamış The Road gibi fimler için hazırladıkları müzikleri içerecek.
Tamam, anladık, Nick Cave çok meşgul. Ama bence burada konser vermek için de zaman ayırabilir şu hayatında. Öyle değil mi?



