Michael Jackson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Michael Jackson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2014 Çarşamba

Ninni: They Don't Care About Us

25 Haziran 2014 Çarşamba

13 Şubat 2013 Çarşamba

Yeni Albüm: Phoenix - Bankrupt!

Phoenix cephesinde yeni bir şey var!

25 Haziran 2012 Pazartesi

Ninni: Give In To Me


25 Haziran 2012

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Geçmişten Gelen: Freddie Mercury

Tupac'tan sonra sıra onda

1 Ocak 2012 Pazar

Pazar: Yılbaşı

Mutlu bir yıl olsun.


31 Temmuz 2010 Cumartesi

MJ Bitmedi Devam Ediyor


Michael Jackson albümü geliyor. 

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Lady Gaga Facebook'ta Da Zirvede

 10 milyon hayran...
 

28 Haziran 2010 Pazartesi

Jackson'un Eldivenine Servet



Badem gözlü MJ'in kristal taşlı eldiveni...


21 Haziran 2010 Pazartesi

Badem Gözlü MJ


Popun kralı mirasçılarına kazandırıyor. 


16 Mart 2010 Salı

Michael Jackson Hala En Büyük


Michael Jackson tarihin en büyük kayıt anlaşmasının altına adını yazdırdı.

22 Kasım 2009 Pazar

Kral'ın Eşyaları Yeni Sahipleriyle



Michael Jackson'ın eşyaları New York'da açık arttırmaya çıktı.

23 Ekim 2009 Cuma

Michael Jackson'un Yeni Şarkısı Aslında Eskiymiş!


Sırlarla dolu ölümünün ardından Jackson'un hiçbir yerde yayınlanmamış bir şarkısının varlığı ortaya çıkmıştı ve hayranları bu şarkının yayınlanması için gün sayıyordu. Sonunda şarkı yayınlandı ama sürpriz: This Is It aslında eskiymiş!

This Is It'in asıl hikayesi şöyle. Ünlü şarkıcı ve söz yazarı Paul Anka ile Michael Jackson1983 yılında bu şarkıyı yazarlar. 1991 yılında ilk defa Sa-Fire lakaplı Porto Riko'lu sanatçı tarafından seslendirilen şarkının o zamanki adı I Never Heard'dür. Anka, şarkıyı albümüne koyma planları yaparken ikilinin arası bozulur ve Michael Jackson şarkının kayıt bantlarını yanına alıp mekandan ayrılır. Sonra Anka'ya gönderilir bu bantlar ama nafile, bu ayrıntıyı es geçen Jackson'un varisleri, şarkıyı yepyeni bir Michael Jackson şarkısı olarak duyurur. Şarkının yayınlanmasından birkaç saat sora da anka'nın açıklaması gelir.

Bu yeni versiyonda vokaller ve nakarat aynı olsa da yeni eklemeler var. Paul Anka, şarkının telif hakkının yüzde 50'si kendisine ait olduğu gerekçesiyle dava açmaya hazırlanıyor. 



14 Ekim 2009 Çarşamba

Saç-ı Şerif


Michael Jackson'ın saçı açık arttırmaya çıkıyor.

Sanatçının Pepsi reklamının çekimlerinde bir kaza sonucu yanan saçını söndürmek için yangına ceketiyle müdahale eden Ralph Cohen müzayedede saçı açık arttırmaya çıkartan isim. Ralph Cohen aynı zamanda söz konusu reklamın yapımcısı da olmakta. 12 tel saç için açık arttırmada 1,600 dolar değer biçilecek.

Daha öncede buna benzer bir açık arttırma yapılmış ve Elvis Presley'ye ait bir tutam saç £9.000'e satılmıştı.

24 Eylül 2009 Perşembe

This Is It Geliyor


Michael Jackson'ın son görüntülerini içeren veda belgeseli This Is It'in gösterime girmesine bir aydan biraz daha fazla bir süre kaldı. Bu kada süre nasıl sabredeceğim diye kara kara düşünenler, müjdemi isterim! 12 Ekim'de This Is It'in single'ı çıkacak. Bütün albüm ise 26 Ekim'de geliyor.

Michael Jackson'ın ölümünden sonra yayınlanacak ilk materyal olma özelliğini taşıyan şarkıya, Jackson 5 kardeşler vokal yapıyor. Albümde ise müziğin kralı'nın hem hitlerini hem de hiç yayınlanmamış kayıtlarına ulaşabilirsiniz. İki cd'den oluşacak albümde ilk cd'de filmde çalınan şarkıları sırasıyla dinlenebilecek. İkinci cd'de ise diğer ses kayıtları bulunacak.

Unutmayın, film Türkiye'de Ekim'in 28'inde gösterime giriyor. Trailer'ı için buyrun:

8 Eylül 2009 Salı

Michael Jackson Filmi 29 Ekim'de



Pop'un kralı Michael Jackson'ın Londra Konseri hazırlıklarını içeren 'Michael Jackson's This is it' filmi, 29 Ekim'de Türkiye'de vizyona girecek.

Yüzlerce saatlik prova görüntülerinden seçmeler ile MJ'in birlikte çalıştığı kişilerin ve arkadaşlarının röportajlarından oluşan film, hayranlarına MJ'in kariyerinden unutulmaz anları ve onun sıradışı bir portresini sunuyor.

Hem onu özleyenlerin hem de merak edenlerin sinema salonlarını tıkabasa dolduracağına elbette şüphe yok.

4 Eylül 2009 Cuma

Nihayet: MJ Toprağa Verildi



Uzun bir sürecin sonunda nihayet MJ toprağa verildi. Yaklaşık 200 kişilik bir topluluğun katıldığı toprağa verme işlemi aslında doğumgünü olan 29 Ağustos tarihinde yapılacaktı ancak gecikmelerden ötürü işlem 4 Eylül'e alınmıştı. Sanatçının naaşı Forest Lown Memorial Park, Los Angeles'ta bir merasimden sonra toprağa verildi.

Nihayet "huzur içinde yatsın" denilebilecek birisi olabildiği için sanatçıyı tebrik ediyoruz.

28 Ağustos 2009 Cuma

Michael Jackson'ın Doğum Gününde Toplu Thriller Dansı


Bu, MJ hayranlarının en büyük meselesi haline geldi bu aralar çünkü doğum gününe sadece günler kaldı: 29 Ağustos. Yaşasaydı 51. yaşını kutlayacaktı MJ ve muhtemelen pek kimsenin umrunda olmayacaktı. Şimdi ise MJ hayranları (ölünümden sonra dünya nüfusunun büyük bir bölümü demek mümkün) büyük bir kutlama hazırlığında.

Öyle görünüyor ki, bu MJ hayranları toplanıp Thriller dansını yapacaklar. Gerçekten. İnanmıyorsanız, Urgan Junkies sitesinden bilgi alabilirsiniz. Bu çağrıya ses verecek olan Londra'daki MJ hayranları, doğum gününde, Hyde Park'ta toplanıp ay doğarken Thriller zombileri misali dans edecekler.

Bundan birkaç sene önce de Filipin'li hükümlüler, turuncu tulumlarıyla, hapishane avlusunda toplanıp bu dansı yapmışlardı. İnanmıyorsanız bakın:



Şimdi bugünün MJ hayranları bundan daha iyisini yapamayacaklar mı? Kesin yaparlar bu gazla. Ayrıca Michael Jackson o gün zombi olup aramıza dönse ne güzel olur, değil mi?

25 Ağustos 2009 Salı

Michael Jackson Öldürüldü mü?


Michael Jackson'ın ölümüyle ilgili tartışmalar devam etmekte. 

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Küreselleşen Vicdan: Barış Manço - MJ

Saygısız kelimesi bana doğrultuğunda, vereceğim tepkinin faydasızlığını göz önünde bulundurarak çoğunlukla karşı tarafa zarar verici olan yolu seçerim. Faydasız sevgi gösterileri ile kıyaslandığında kefenin benden yana ağır basması hoşuma gidiyor.

"Kör ölür, badem gözlü olur" kişisel iletiler vasıtasıyla siber alemin ahiretine gönderilen sayısız mesajın bendeki cevabı bu oldu. Şimdi ölümünün üzerinden geçen haftalara bakarak her şey günlük rutinine döndü diyebiliriz. Bu sıkıntıyı çok daha güçlü bir biçimde Barış Manço'da yaşamıştım. Televizyonda rastladıkça kanal değiştirdiğim bir ismin ölümüne vicdan azabı duymamı istemişlerdi. Yaşarken ilgilenmediğim Barış Manço'yu ölümünden sonra takdir etmek durumunda kaldım. "Mançoloji" kasetlerinin kapağında yazan tüm yazıları okuyacak kadar da özveri gösterdim üstelik. "Domates biber patlıcan" şarkısını müstehzi nağmelerle seslendirmek bana çok kolay gelmişti.

Toplumun beklentilerini yadsıyıp yüksek sesle müzik dinlemenin gençlikle, özgürlükçülükle ya da iyi insan olmakla alakasını asla çözemediğim için o beklentilere yanıt vermek için elimden geleni yaparım. İçimde bir Dexter olmadığını bildiğim için bu durum bende bir sıkıntı ya da yabancılaşma duygusu da yaratmıyor. Herkes birbirine Barış Manço'nun hayırseverliğini, çocuk sevgisini ve ülkesine olan katkısını anlatırken; her seferinde tüm bunlardan hiç haberi yokmuş ve ilk defa duymuş gibi yapmak da kolaydı. Bu yüzden eldeki parçaları kullanıp ortaya en iyisini koymam gerekti. Tartışılmayacağına karar verdiğim tüm bilgileri kendimden aşağı gördüğüm insanların ilgisine sundum. Zaman geçtikçe denklerime ve üstlerimle de konuşmaya başladım. Müzik dersinde "Neden bu ülkede bir Barış Manço haftası yok" diye yaptığım çıkış en parlak işlerden birisiydi. Branş öğretmenlerinin öğretmenler odasında en çok konuşanlar olduğunu anlamak çok zor olmamıştı. Haftalık ders saatlerinin azlığı onları çoğu ders saatinde tenefüste meslekdaşlarıyla ne konuşacaklarını düşünmeye itiyordu.

Yaşarken ilgilenmediğim Barış Manço ölümünden sonra bana bir miktar saygınlık getirmişti. Kendimi ona borçlu hissetmek bir yana neden daha önce bu konuda bana bir yardımda bulunmadığını düşünüyordum. Barış Manço hakikaten sevilmesi gereken bir isim değildi. Bulgaristan'da ve bize benzeyen diğer pek çok Dünya ülkesinde benzeri bulunan meşhurlardan birisiydi. Sınıfın komik çocuğunun yaptığı esprileri komik bulmamasına rağmen gülen bir çocuk olmanın getirdiği tecrübe sayesinde Barış Manço krizini de güzel yönetmiştim. Çocuğun yaptığı esprilerden farklı olarak Barış Manço büyük ikramiyeydi, sadece bir kere vururdu. Parayı kazanır kazanmaz karısını boşayacak bir piyango talihlisiydim. İlk iş olarak kendimden aşağı gördüğüm arkadaş çevremi değiştirdim. Kazandığı paraya rağmen 20 yıl sonra tornacı olan adamlardan farklıydım. Popülerliğin zirvesindekilerden sadece teveccühlerini topladım. Klasmanım daha orta halli olanlardı. İki lig birden yukarı çıkmak bana kâr getirmeyecekti.

Ölümünün üstünden yıllar geçen Barış Manço fenomenim, bazıları için tarihi tekerrür ettiriyor. Michael Jackson öldükten sonra Barış Manço'ya gösterilen alakaya sahip oldu. Bu sefer farklı olan onun Dünya çapında bir yıldız olması değil. Michael Jackson görece genç sayılan akranlarım için bile nostalji değeri olan bir isimdi. Barış Manço öldüğünde henüz yüzünü eskitmemişti. Michael Jackson öldüğünde yüzünün hâli post-9/11 insanının ruh halini anlatan bir plastik sanat eseri bile olabilirdi. Michael Jackson bu kuşağın samimiyetsizlikte haddini aşmasına sebep oldu. Nostaljinin de taklit edilebileceğini çağdaş sahne sanatçılarına gösterdi. Bu farklılığın getirisi olarak benim yaptıklarımın da ilerisine geçecek birileri çıkacaktır. Michael Jackson farkında olmadan Barış Manço'dan çok daha fazla hayat kurtardı.

Michael Jackson konser performanslarının endişesi ile aldığı ilaçlar yüzünden, Barış Manço ise cinsel performansını attırması için aldığı Viagra nedeniyle öldü.

18 Ağustos 2009 Salı

Müziğin Son İsa'sı

Müzik dünyası bir efsaneyi kaybetti. Evet, çok üzüldük. Blogumuzda yaptığımız “Michael Jackson'dan sonra kimin ölümü sizi en çok üzer?” sorusunun cevabını arayan anketimizde “MJ'ler kolay yetişmiyor” şıkkının en yüksek oyu alması sonucunda emin olduk ki gidişinin ardından açılan boşluk kolay kapanmayacak.

Peki neden? Evet, çok iyi bir şarkıcıydı, müthiş bir yorumu vardı. Eşi benzeri görülmemiş dansıyla sahnede bambaşka biri oluyordu. Çok iyi babaydı. Herkese iyi davranıyordu, bağışlarda bulunuyordu... Gideni nasıl bilirdik, iyi bilirdik! Hayır! Ölümünden önceki gün öleceğinden bihaber insanlara anket yapılsaydı muhtemelen kendisinin pisliğe batmış bir insan olarak tanımlayanların sayısı oldukça yüksek olacaktı. “Şöhret insanı nasıl da değiştiriyor görüyor musunuz?” ile başlayan ve sonu gelemyecek muhabbetlere iyi örnek olurdu Michael Jackson. Tam bir sansasyon adamıydı. Doğumundan itibaren kötü bir özel hayat geçirmişti. Babasından dayak yiyordu. Sonra keşfedildi, türlü başarılar yakaladı. Bu sırada beyazlaşmaya başladı. Bu durumu hakkında sürekli garip hikayeler çıkıyordu. Yok aslında hasta olduğu için beyazlaşmaya başlamıştı, yok artık burnu yoktu da bu yüzden takma burun kullanıyordu.Yüzlerce estetik ameliyatı sonrasında artık cildi şeffaf hale gelmişmişti. Yaşı arttıkça iyice tuhaflaşmıştı, balkonlardan bebek sallıyordu, pedofili damgası yemişti. Normal olanlar için fazla tüm bunlar, bu adam normal değildi.

Şimdi içimiz yanıyor. Bütün dünya, hafızasını yitirmiş misali gözyaşı döküyor. Ondan daha iyisinin gelmeyeceğine inanıyor. İşte bu, ancak efsane olanın ölümünün ardından olabilecek bir şey. Tüm bunların farkında olan ekibimiz biraz daha fazla üzüldü MJ'in zamansız ölümüne. Üç ay kadar geç gelmiş bir ölüm ve içimizdeki ukte.

Dergimizin son sayısında, “Müzik ve Din” dosyamızda ele aldığımız konulardan biri Müziğin İsaları'ydı. Jimi Hendrix, Syd Barrett, John Lennon ve Elvis Presley'i anmıştık bu sayfalarda. Oysaki ne kadar da isterdik Michael Jackson'ı Müziğin İsa'sı olarak anlatmayı... Yaşamında büyük olaylara neden olan, öldükten sonra tam anlamıyla büyük kitleleri gözyaşına boğan adam.

Popüler kültürün insanları bu hale getiren bir etkisi var, evet. Şöhret mertebesine ulaşan birinin peşinden muhtemelen yüzlerce, binlerce kişi çok üzülecektir, ağlayacaktır da. Ama Michael Jackson mertebesi bambaşka bir şeymiş, onu gördük. MJ'in mucizeleri hiç bitmedi, destansı hikayeleri dilden dile dolaştı. Hikayeleri dünya turu atarken birken bin oldu. Onun peşinden gidenler ise gün gittikçe artı ve ölümüyle bütün dünya insanları haline geldi.

Merak ediyorum, acaba şimdi bütün dünyayı aynı anda “Thriller dansı”nı yaptırabilir miyiz? Pek de zor olmaz bence, siz ne dersiniz?
 
Avaz Avaz Dergisi

izliyorlardı

Avaz Avaz Copyright © 2011 BeMagazine Blogger Template is Designed by Blogger Template
In Collaboration with fifa