17 Ağustos 2010 Salı

Rengarenk Fazıl Say

Yavşak bir arabeskçiden sevgilerle



Farklı dönemlerde kamuoyunda bilinen isimlerin olağandan daha sık göz önünde bulunması medyanın bir cilvesidir. Kadın erkek ilişkilerinin karmaşık denklemler sunmasındaki gibi medya-şöhret ilişkisinde de benzer bir durum vardır. Yüz eskimesi-yıldız parlaması ikilisi arasında gidip gelmeye dayalı riskli bir oyundur bu durum.

Fazıl Say kamuoyunda farklı kesimlerin farklı yerlere koyduğu bir isimdir. Arabesk müzik, sporseverlik ve kedi sevgisi gibi konuların bu yönden Fazıl Say'la benzerlik gösterdiğini söyleyebiliriz. Kedi sevmek edebiyatçılara yakıştırılan bir sevgidir. Fazıl Say'ı sevmek de bazıları için vaciptir. Kimlere vacip olduğunun Zaman Gazetesi'ndeki tasviri, Cumhuriyet'deki gibi değildir. Birini seven ötekini kolay kolay sevemez. Sevmesi de çevresinden beklenmez.



Fazıl Say'ın kedi sevmesi muhtemeldir. Fazıl Say'ın Cumhuriyet Gazetesi ile karşılıklı bir sempati ağı içerisinde olduğu da düşünülebilir. Fazıl Say'ın bunun gibi pek çok beğenisi ve nefreti herkesinki gibi önceden kestirilebilir. Bunun nedeni Fazıl Say'ın da diğer herkes gibi bir renk olmasından kaynaklanır. Ancak eve yeni aldığınız bir abajurun kattığı renk gibi değildir bu renk. Fazıl Say'ın ve tüm insanların rengi; parti amblemlerindeki, ülkelerin bayrak seçimindeki renge benzeyen bir renktir. Kırmızı alarmın kırmızısı bu tarzdaki renklerdendir. Uyarıcı ve manipülatif bir nitelik taşır.

Alaturka müzik 1934 yılında yasaklanır. Bu yasak, sigara yasağından farklı değildir. Radyolara has bir yasaktır. Halkın moralini bozan, onu "tembel, kaderci Doğulu" olmaya iten bir müzik olarak düşünülür alaturka müzik ve yasaklanır. Halkın "tembel, kaderci Doğulu" olmasının bir sonucu olarak Alaturka müziğin var olduğunu soracak düz mantıklı bir Aristo dönem içerisinde bu tip kararlara müdahil olabilecek kudrette değildir, ancak bu soru bir gerçekliktir. Müzik insanların ürünüdür. İnsanlar taşıdıkları nitelikleri müziklerine yansıtırlar. Müzik ne zaman insanları bir niteliğe itmeye başlar, işte o zaman insan kendine ait olmayan bir hayatı yaşar. Kulağı kesilen köpek olur. Yasağın da bir rengi vardır. İnsanların hayatına müdahale ederek insanları "ideal" biçimde getiren bir renktir. Eve alınan abajur bu rengi taşımaz. Kırmızı alarm başladığında sizi belirli direktiflere itaat etmeye zorlayan renge benzer bu yasağın rengi.

Alaturka müzik yasaklanır; Türkiye'de "saz ve caz" çatıları altında müzik iki farklı kola ayrılır. Sazın ötekileştirildiği bir ayrımdır bu. İçinde mantıktan ziyade önyargıları ve sınırları taşıyan bir ayrımdır. Saz dinleyenler bir insan tipi, caz dinleyenler farklı bir insan tipi olarak görülür ve gösterilir. İnsanları ayırmanın saçmalığı şairin dediği gibidir: "İnsanlar ikiye ayrılırlar, bacaklarından 'cart' diye". Ayrım mantıksızdır çünkü Senem Diyici'nin müziği bu kategorilere dahil olmadığı için müzik sayılamaz. Senem Diyici'nin yaptığı müzik değil ses olur. Oysa ki, Senem Diyici'nin bir rengi vardır. Bu rengi abajurun rengine benzetebiliriz. Odanıza bir renk katar, katkınından karşılığını da sizden beklemez.

Müzik bir insan ürünüdür, müziğin ürünü insansa dayatmalar söz konusuysa olur. Olduğundan farklı şeyleri yapmaya zorlanan insan kendinden farklılaşır bu durum da sağlıksızdır. Arabeskin zorla "iyi" olarak lanse edildiği bir toplumda sağlıksızlık olacaktır. Arabesk'in zorla "kötü" kabul edildiği bir Dünya için de aynısı geçerlidir ancak Fazıl Say'ın bu konuda bir kaygısı olmadığını düşünebiliriz. Fazıl Say açıklamalarını örtülü bir dayatma olarak görmez. Bir renk olmanın verdiği filtre etkisinden ötürü Fazıl Say da herkes gibi diğer renkleri kendi rengine göre niteler.

Yeri geldiğinde ülkeyi terk etmeyi de düşünecek kadar taşıdığı tahammülsüzlük Fazıl Say'ın rengini oluşturan elementlerdendir. Bu tahammülsüzlük siyasi alanda olabildiği gibi sanat alanında da, hayvan sevgisinde de kendini gösterir. Köpeği dışlayan kedi sevgisi en çok kedilere zarar verir onları da bir anda köpek düşmanı kılar. Arabeski dışlayan klasik müzik sevgisinin de zararı kendinedir. Klasik müzik bir kasta ait olarak görülmeye bu noktada başlar. Ötekileştirme üreticisini de ayrıma tabii tutar. Yahudi eşinden kopartılan İtalyan bir kadının olduğu film "La vita é bella" bıçağın iki ucunun da keskin olduğunu göstermesi açısından güzel bir tercih olacaktır. Tahammülsüzlüğün rengi de abajurdan farklıdır. Abajur etrafındaki renkleri belirgin kılacak bir yararlılığı sunar. Fazıl Say'ın rengi böyle değildir.

Arabeskin avukatı olacak insanların bu tartışma içerisinde yer alması tamamen renklerine bağlı bir durumdur. Bazı renkler müziğin iyi ya da kötü olduğu bir paradigmaya aittirler. Bazı renklerse müziğin iyi ya da kötü olmadığını, müziğin bir yelpaze olduğunu söyleyecektir. Kızılötesi renklere kör insanlık, kendi renklerinin güzelliğini övmeye meyillidir. Buna meyletmemiş insanlar, kızılötesi renkleri görmeseler de anlamak yolunda adım atabilirler. Bu adımı atan insanlardan bazıları arabeskin avukatı olduklarında "Arabesk yavşaklığın değil, isyanın müziğidir" der. Kızılötesini görmediği için inkar eden ya da beğenmeyen insanların bu konu hakkındaki yorumu: "Arabesk dışında her şeyi dinlerim" olur.

Yavşaklığın müziği varsa dinlenebilir, korkmayın ısırmaz. Yavşaklığın müziğini sevmek sadece yavşaklara has bir durum da değildir. Çünkü İran sinemasını sadece İranlılar izlemez. Rap müzik sadece siyahların sevebileceği-dinleyebileceği frekansta yapılamaz. "Olmasa Mektubun" sadece eşcinsel erkekler tarafından sevilmez. Homofobikler de dinleyebilir. Sanat kimseyi ısırmaz. İnsanlar sanatı ısırır. Genellikle köpek adamı ısırınca haber olsa da gibi bazı şanslı adamların ısırılması da haber niteliği taşıyabilir. Yüz eskimesi-yıldız parlaması bu tarz durumlarda kendini gösterir. Bir evde yeni bir abajur olması ise pek çok eşyaya yardımcı olur. Katacağı ışık sadece kendine değil ait olduğu odayadır.
Share This
Subscribe Here

2 yorum:

Adsız dedi ki...

arabesk ayrı; arabesk sevmek ayrı; arabeske yavşamak ayrı şeyler tabi.
önüne gelen kendini bilmiş alternatif indie sever gencin "abi müslüm baba süper; orhan baba aslında ağır felsefe yapıyor" demesi arabesk yavşaklığı değil de nedir?

כבשה on 28/8/10 1:51 ÖÖ dedi ki...

Garibanizm ve popülist olmak adına "BU HALK - BU TOPRAKLAR" diye başlayan tüm cümleler de yine bu kategoriye girebilir. Ferdi Tayfur dinlemeyen bilmeyen ben arabeskçiyim dememeli..

 
Avaz Avaz Dergisi

izliyorlardı

Avaz Avaz Copyright © 2011 BeMagazine Blogger Template is Designed by Blogger Template
In Collaboration with fifa