30 Nisan 2010 Cuma

"Mahallenin Enteresan Delikanlısı" Nereye Kadar?


Sandık'tan çıkan soru işaretleri


Türkiye'nin en özgün müzik serüvenlerinden biri Hayko Cepkin'inki. Ülkede neredeyse var olmayan bir müziği buraya uyarlayarak ama en çok da dış görünüşünün üstüne kuvvetli bir kişilik imajı çizerek elde edilmiş bir başarı. Hiç dinlemeyen bir insana bile “Ama çok delikanlı be baba!” dedirtmesini sağlayan bu imajı temelde tek bir kelimede özetleyebiliriz: Samimiyet. Fakat üçüncü albümü “Sandık”ı dinlerken insan bir an durup bu samimiyeti sorgularken buluyor kendini. TRT'ye ilâhiden sonra bol bol tasavvufî, arabesk ögeler içeren ve verdiği mesaj vasatı geçemeyen bir albüm Hayko cephesinde bir şeylerin değiştiğinin göstergesi mi?

Soru işaretlerini yaratan şeyden, “Sandık” albümünden başlayalım. “Ölüm” konsepti etrafında şekillendirilmiş 9 şarkıdan oluşan albüm için Hayko Cepkin'in vokal konusunda kendini brutal dışında en çok zorladığı, en geliştirdiği albümü diyebilirken müzikal açıdan bir “Tanışma Bitti” olmadığını da eklememiz gerekir. Arabesk, tasavuf müziği ve gotik ögeler insanın kulağını tırmalamayacak şekilde bir araya getirilmiş. Beslenilen müzikler ve söz yazım tarzına baktığımızda konsept için uygun, yurt dışındaki grupların kilise müziği ile yarattığı mistizmin benzeri yaratılmaya çalışılmış. Fakat şarkıları, beslenilenlerin doğaları gereği taşıdıkları mesajlar ve şarkı sözleriyle birlikte değerlendirdiğimizde hissettiğimiz Hayko Cepkin veya herhangi bir rock grubunu dinlediğimiz değil; adeta lisede “kültürel zenginliğimiz” söz öbeğini her konuya bir şekilde sokmayı başaran boğuk sesli bir edebiyat ya da din kültürü öğretmenini dinlediğimiz. Mesajların basitliği, alışılmışlığı ötesinde veriliş şekillerinde bile herhangi bir anlamlı yeniliğe gidilmemesi insanda bir kitle kaygısı şüphesi uyandırıyor doğrusu ilk başta.

Daha net anlaşılması için şarkılardan örnek verirsek, aynı zamanda çıkış parçası da olan “Yol Gözümü Dağlıyor'' parçasında bir anda ölüm düşüncesiyle karşılaşan ve bunun tedirginliğiyle kıvranan bir insan görüyoruz fakat karaktere o kadar düz yaklaşılmış ki ezbere şarkı yazan bir arabeskçiye konu verilse benzer bir şarkı ortaya çıkardı yine. Konuyla ilgili bir Hayko yaklaşımı veya değerlendirmesi alamıyoruz şarkıdan. “Gelin Olmuş” şarkısındaki yüzeysel duyarlılığından sonra “Balık Olsam” şarkısında “Senin de bugün bir derdin var/ Bunu bilmek malesef şeyimde değil” şeklinde bir anda umursamazlığa geçmekle beraber neden sansür ihtiyacı hissettiğini ise anlayamadım. “Doymadınız”da da Stv'de sıkça rastladığımız “kana bulaşmış, refah içindeki kötü adam” gibi basit bir hedefe saldırmayı da bir isyan, muhalif bir duruş ya da en basitinden göz açmak olarak göremiyorum maalesef. Diğer şarkılarda da benzer kısırlık, “Cennet Yolunda 100 Öğüt” darlığı devam ediyor.

Belki de fazlasını beklemek zaten yanlış. Şöyle bir bakarsak, dış görünüşü ve brutal vokali dışında Hayko Cepkin imajında bu ülke için tabu yıkan denebilecek ne var? Röportajlarından gördüğümüz; insanlarla çok sıkı dostlukları olan, sohbeti iyi, yamuk yapmayan, normal bir mahallede normal bir hayat yaşayan, sağlam Beşiktaş'lı, renkli bir çoçuk... Dış görünüşü ve vokalleriyse onun dikkat çekmesini sağlayan zararsız oyuncaklar... Denmesin ki görünüşüyle toplumda bir alışkanlık, bir kanıksama, bir özgürlük yaratıyor. Bu ülkede nasıl kimse Huysuz Virjin'den alışıp da oğlunun kadın kıyafeti giymesine, Bülent Ersoy'dan görüp cinsiyet değiştirmesine, Cemil İpekçi'den görüp homoseksüel olmasına izin vermediyse, hoşgörü göstermediyse, Hayko'nun imajına da böyle bir kabul gösterilmeyecektir. Hayko Cepkin kendisi ne kadar rahat, özgür veya tutarlı bir hayat sürerse sürsün, kendisine ait değerler yerine “yapay bir sufî”lik pompaladığı sürece karikatürize edilmiş bir şarkıcıdan daha fazlası olamayacaktır maalesef.


“Mahallenin enteresan delikanlısı” etiketinin arkasına sığınarak ülkede genel bir kabul görmek, bununla özgürce müzik yapabilmek hoş gözükse de, Hayko Cepkin son albümüyle “söyleyecek sözü olan insan" etiketini yitiriyor ve kafalarda samimiyet soruları yaratıyor. İşlerinin her yönüne son derece titiz yaklaşan ve ülkede ihtiyacını hissettiğimiz şekilde müziği bir proje olarak gören Hayko'nun sanırım bir şeylerin üstünde daha titiz düşünmesi gerek. Umarım “Sandık”ı O'nu “consume, obey, die” sığlıyla “tozlanmış tasavvuf edebiyatı” sığlığı arasındaki derin sulara taşıyabilir. Yoksa starlık ışığına doğuştan sahip birinin eğlence dünyası ve kültürel çekişmeler arasında oyuncak olup yitişini izleyeceğiz.
Share This
Subscribe Here

13 yorum:

myfakeplastic on 30/4/10 4:54 ÖÖ dedi ki...

sakin ol şampiyon!

Adsız dedi ki...

otur bi soluklan yeğenim

tvdedizi on 3/5/10 11:45 ÖS dedi ki...

http://www.haykocepkin.com.tr/duyuru.htm Hayko yanıtlamış tüm eleştirileri tek tek... İki tarafın da kendi bakış açısıdır saygı duyulasıdır... Starlık ışığına doğuştan sahip birinin eğlence dünyası ve kültürel çekişmeler arasında oyuncak olup yitişini izleyeceğimizi hiç ama hiç sanmıyorum bu da benim görüşümdür...

Adsız dedi ki...

son zamanlarda gündemde kalabilmek için herşeye sazanlık yapan hayko, bu fırsatı da kaçırmayıp, cevap yazmış hemen. yazıdaki samimiyet vurgusunu da doğrulamış olmuş farketmeden.

Cem Berk Aydın on 8/5/10 11:13 ÖÖ dedi ki...

Sevgili Buğra Gören,

Yorumunuzu küfür içerdiği için kaldırıyorum.

Dilerseniz, yorumunuzun küfürsüz bir halini tekrar yorum olarak ekleyebilirsiniz.

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Cem Berk Aydın on 8/5/10 9:58 ÖS dedi ki...

Sevgili Buğra Gören,

Yorumunuzu küfür içerdiği için (tekrar) kaldırıyorum.

Dilerseniz, yorumunuzun küfürsüz bir halini tekrar yorum olarak ekleyebilirsiniz.

Adsız dedi ki...

bir şeyler yazasım geldi yazıyı okuyunca, fakat gereksiz bulup vazgeçmiştim. şu son yorumu görünce bu terbiyesizliğin sınırları haddini aştı, yazmadan edemeyeceğim.

öncelikle hayko cepkin dinlemem, pek de sevmem. Arabesk için de aynısı geçerli. dini propaganda da , eğer gerçekten ısrarlı bir ikna amacı güdüyorsa nefret ettiğim bir tavırdır.

konumuza gelirsek, yazacaklarım hayko cepkinle tahmin edeceksiniz ki çok alakalı değil, şu yazı boyunca, az çok bir şeyler üreten bir sanatçı, hatta daha da basitinden bir insan olarak ele alınacak. önclelikle, bir sanatçının eserlerini kültürel normlarla eleştireceksek yapmamız gereken son şey işlediği felsefeyi eleştirmektir. Bu sanatçılığını değil, olsa olsa, eğer eseriyle o felsefeye birşeyler katmışsa, fikir adamlığını; yok eğer katmamışsa da direkt olarak o felsefenin eleştirisini yapmaktır. bu da , ''o şarkı kötü olmuş beğenmedim'' der gibi yapılırsa eğer, cehalet kokusu bürür etrafı sadece.

şimdi bu yazıdan gördüğüm, hayko cepkin adlı insana, sırf tasavvufi öğeler içeren bir albüm yaptı diye kin kusmak değil de nedir? sırf tasavvuf gözünden ölümü ele alıp da , öbür dünya korkusu gibi temaları işledi diye bir insanın albümünü almamak, ya da beğenmemek ne kadar normalse, sanatına sırf bu sebeplerle sayıp sövmek de o kadar cahilcedir. din kavramının da kültürel bir yanı olduğunu iş kilise müziğine geldiğinde es geçmezken sufi müziğine geldiğinde nefret kusmak, eleştiri değil, belirli bir dine, felsefeye, görüşe beslediği kişisel düşmanlığı sanata yansıtmaktır. ayıptır.

hayko cepkine yöneltilen eleştiriler, bu formatıyla mesela mercan dedeye de yöneltilebilinir. ama neden hayko cepkin? çünkü ilk kez deniyor, felsefi düşmanlığı(iğrenç bir terim ama bu yazı sayesinde türetmek zorunda kaldım) sanatına sokuşturmak daha kolay. ''ulan arkın, saçları yapmışın diken diken çıkmış mevlanaydı ,aşktı bişeyler diyorsun, de get'' uslubunda bir yazı da bunu yazan arkadaşa yakışır diye düşünüyorum.



konunun en ayıp kısmına gelirsek, bir yazı yazmışsınız, adam sizleri sallamış, kalkmış cevap vermiş size, avaz avazda yazan kaç tane arkadaşım varsa da facebook'ta : hayko cepkin avaz avaza cevap verdi diye reklamın dibine vurmuş. özetle avaz avaz hayko cepkini reklam malzemesi yapmış, kendini bilmezin biri de kalkmış hayko cepkin fırsatçılık yaptı reklam için buraya cevap yazdı yazıyor. akıl var ihsan var, terbiyesizlik var.

-buğra gören

not: küfür denilen kısım yazıyı yazan arkadaşımız şeyine lafından rahatsız oldu diye, sansürsüz yazılmıştı. görüldüğü gibi bir internet blogunda bile şeyine sallamak lafı sansürsüz yazıldığında sorun yaratabilirken, bandrollenip basılacak bir eserde bu sansürü samimiyetsiz bulmak en güzel samimiyetsizlik örneğidir.

yigilante on 9/5/10 5:05 ÖS dedi ki...

Sevgili Buğra,

Nazik giriş yapmam bir diplomasi oyunu amaçlamamdan değil, yazıyla ilgili kaygıların ilgimi çekti. Zaten bu sebeple yazının sadece okuyucusu ve haykoyu nadiren dinleyen biri olmama rağmen bir şeyler yazmak istiyorum yorumuna.

Berhan'ın yazısı herhangi bir denge politikası gütmeden, Hayko Cepkin'in bir albümünü hem müzikal yönden eleştiren hem de kimlik tartışmalarıyla sosyolojik bir doku veren bir yazı. Şarkıları dinlemediğim için ne ölçüde isabetli eleştirilerde bulunmuş onu bilemem ama yazının bende genel olarak yarattığı fikir; Hayko Cepkin'in "kendisine ait değerler yerine “yapay bir sufî”lik" yönünde bir seçimde bulunduğu. Bu benim cepkin hakkında özelde düşünmediğim ama özellikle bu TRT ilahi projesi ile sanat dünyasının bi kesimi hakkında yapmaya başladığım bir yorumdu; berhanın yazısı da cepkin konusunda da biraz kafa yormam gerektiğini hissettirdi bana.

Burada eleştirilen seçilen felsefenin/kültürün türü değil onun ne ölçüde iyi yansıtıldığı. Zaten durumu yapay kılan da bu. TRT'nin ilahi projesi, hakkında az fikir sahibi olunan bir kültürü farklı kesimlerden ünlü isimlerle düşünsel temelden yoksun bir ramazan eğlencesi haline getirmekle sınırlı idi. Bu yüzden fazlasıyla popülist, günü kurtarmacı bulmuştum yapılanı. Hayko Cepkin'in projede hangi kaygılarla bulunduğunu bilmiyorum, muhteşem iyi bi kişilik olup sadece altyapıdan yoksun olduğu için popülizme kurban da gitmiş olabilir ya da aslında gayet fırsatçı bir kişiliktir belki bilemem, ama bu proje ile muhafazakar kesimden biraz saygı kazandı ise, bende de biraz şüphe doğurmuştu yansıtmaya çalıştığı felsefeye verdiği değer konusunda.

Bu ülkede saray müziği, halk müziği, ilahiler ve batı müziğinin gelişimi özellikle son 80 senede büyük çatışmalar ile vuku buldu. Batılılaşma hareketi büyük imkan getirdi müziğin gelişimine; lakin kayıplar da kaçınılmazdı: batı müziğine alışılması için eski tip müzik yapılması bir dönem yasaklandı, zorunlu klasik müzik dinletileri oldu, yerel öğeler uzun süre yeni olgunlaşan türk akademik dünyası tarafından hor görüldü, türküler ancak klasik müzik disiplini ile sahnede hayat bulabildi 90lara hatta 2000lere kadar. Muhteşem işler de ortaya çıktı (Adnan Saygun), ama ideolojik uyumsuzluklardan ötürü pek çok şey de ancak belirli kapalı kesimlerin müziği olarak kalabildi. Tasavvuf müziği de, alevi türküleri de, kürtçe şarkılar da... Bu sebeple artık kabuğundan çıkma şansı bulan bu müzikler de otantikliklerinden ötürü popülizmin elinde sömürülmeye fazlasıyla hazırlar. Elbet çok başarılı yorumlarla kültürleri zenginleştiren çalışmalar da çıkacaktır önümüzdeki günlerde, ama buharlaşmaya mahkum, ülke gündemine göre sufi, kürt, ermeni, alevi olan müzisyenler de kendini gösterecektir. Mühim soru, Hayko Cepkin'in nerede durmak istediği. Şu çalışması Berhan tarafından ikinci gruba uygun görülmüş, eleştirisindeki ton da şarkılarda aradığı "samimiyet" duygusunu vurgular nitelikte.

Ben bu yazıyı bu sebeple avazavaz'da beğendiğim yazılar arasında sayabilirim. Senin kaygılarını da anlıyorum, ister istemez bir kültür seçiciliği/sempatizanlığı (ayrımcılık ağır bir kelime) bazı yazılarda vuku buluyor olabilir, neticede rock temelli bir blog burası, beslendiği kaynaklar ve kabul görülen beğeniler az çok tahmin edilebilir. Ancak bu "sufilik loser, cool olan AC/DC" havasını ben bu yazıda hiç görmedim, hatta bence kaygılarını dile getirmek için seçtiğin yazı bu kaygılardan en uzak olanı bile olabilir.

umarım okursun bu uzun yorumu

metin dedi ki...

Hayko Cepkin'in ilahi söylemesinin nedenini bu kadar derinlerde aramaya gerek yok.

Artık Eurovision'a seçilen sanatçının çok büyük paralar kazandığı herkesin bildiği bir gerçek. Bu ilahi olayı da Eurovision'a gidebilmek için Hayko'nun TRT'ye yaptığı ufak bir kıyak. "Ben de varım, beni de görün" şeklinde.

Tabii şimdiki TRT Yönetiminin gözüne girebilmek için de ilahi söylemek gerek, o da bunu yaptı.

lagimhane on 10/5/10 3:44 ÖS dedi ki...

tutmayın küçük enişteyi

Adsız dedi ki...

Oldukca celiskili bir yaklasim..Zira yaziyi yazan kisinin bir sure Hayko Cepkin dinleyip son albumunden dolayi dusman kesildigi yorumunu cikarasim geliyor ki dinledigi zamanlarda pek birsey anlamadan ve hissederek dinlemedigi belli...Hissetme konusunu irdeleyis sebebim de , (her nekadar yazinin hit almak icin kaleme alindigi gorusune katilsam da) birkac hususun altini cizmek istememdir : (kendi gorusum ve sanatcinin takip ettigim konusmalari+ yazilarindan cikardigim sonuctur) : Oncelikle Hayko nun populist olmak , herkesce sevilmek gibi bir kaygisi yok (Bu ideale sahip olup ayakta durabilen sanatci sayisi bir elin parmaklarini gecmez)...Oldugu gibi yasiyor , davraniyor ve sanatini icra ediyor..Kendi yaptigi muzigi sadece ve sadece anlayabilecek , kendisi gibi sevecek insanlar icin digerlerini takmadan yapiyor. Boyle bir kitle de bol miktarda mevcut...Dolayisiyla geri kalan kesimin ne hissettiginin de cok buyuk bir onemi kalmiyor aslinda...Her sey yerli yerinde devam etmekte...Sanatcinin herbir eserini dinledigimiz icin kendimizi sansli hissediyoruz zira bu eserler hayatimiza anlam kazandiriyor...
Sonuc olarak ; herseyi yanlis anlamissiniz ve bu yuzeysel yaklasimla biliyormus gibi davranan bir yorum yapmaya calismissiniz.... Bu sizin kayibiniz ve ayibiniz...
Iyi seyirler dilerim
NOT:En cok etkilendigim, sonsuz hayranligimi saglayan eser de son albumu SANDIK ta yer almaktadir.

simge karcılı on 17/6/13 11:43 ÖS dedi ki...

Hayko her albümünde kendisi hakkında düşüncelerini korktuğu şeyleri anlatıyor o şarkılarında mesaj vermek istiyor. Adam didiniyor albümü yapmak için. Stüdyodan çıkmıyor siz dinleyin diye onun gibi düşünenlere yalnız değilsin demek için. Adam gibi hayko gibi kimse olamayacak beğenmiyorsan dinleme ama kötü eleştiri hakkında yok ben sevmedim deyip kapat konuyu yaptığın biraz terbiyesizliğe giriyor kusura bakmayın bu da onun tarzı yaşam stili saygı göstermek zorundasınız

 
Avaz Avaz Dergisi

izliyorlardı

Avaz Avaz Copyright © 2011 BeMagazine Blogger Template is Designed by Blogger Template
In Collaboration with fifa